Ahmet Kuru'nun AKP ve Cemaat yazısı hakkında..
 
Bahse medar olan yazı’nın hemen hemen yarıya yakın kısmı, genel olarak bu güne kadar gerçekleşmiş olayların özetini barındırıyor. Galiba İngilizce de yayınlanmış olmasından sebep veya bilmeyenler için konulara geçilmeden sürecin işleyişi adına ön bilgilendirme yapılmış. Ortalama Türkiye’de gündemi takip edenlerin vakıf olacağı haberlerin bir araya getirilmiş hali olduğu için, o kısım ile alakalı denecek çok şey olmasa gerek.

Cemaat ile alakalı kısımlara gelecek olursak, Kuru’nun görüşlerini teker teker ele almak istiyorum.

Birinci iddia:

“Entelektüel açıdan, Cemaat modern şartlara uygun bir İslam anlayışı ortaya koyacağı iddiasındaydı… Cemaat’in gerek yetiştirdiği ilahiyatçılar arasında, gerekse kendi tabanında haddinden fazla gelenekçi bir İslam anlayışını yaymış olduğu anlaşılmaktadır. Kadın-erkek ilişkileri, dogmatizm ve eleştirel düşünce arasındaki gerginlik, dini ve siyasi otorite anlayışı, İslam-devlet ilişkileri ve İslam hukukunun özgürlüklere ters hükümleri gibi konularda bu gelenekçi anlayış otoriterliğe uygun bir toplumsal taban oluşturmuştur. “

Alıntıladığım birinci cümle Cemaat’in moderniteyi nasıl tanımladığı ve gerçekten Ahmet Kuru’nun düşündüğü gibi “ modern şartlara uygun” bir İslam anlayışını hiç hedefleyip hedeflemediği gösterilmeden, din anlayışı ile alakalı Kuru’nun gerekli gördüğü açılımlara geçilmektedir. Aslında yazar, önce söylemesi gerekenleri sonra söylemektedir. Ahmet Kuru'nun olanca yüzeysel yaklaşımlarına rağmen, İslam geleneği adına bazı yazılarını, tenkit ve tahlil etmiş birisi olarak söyleyecek olursam, yazar ne İslam tarihini ciddi bilmektedir, ne de o tarihin günümüze aktarımı ve aktüel kültürü etkilemesi yönünde tahlil yapabilecek  bir birikime sahiptir. Çok basit bir şekilde yazarın düşünce yapısını şöyle formulize edebiliriz “ modernite’ye uymayan ve günümüz kültürüne ters düşen şeyler atılmalıdır”.

Peki Fethullah Gülen ne demektedir ?:

Usûluddîn’e bağlı kalmak şartıyla çağın şartlarını ve zamanın tefsirini de gözetmede bir mahzur söz konusu değildir; fakat, Kur’an, Sünnet ve Selef-i salihînın yorumları çerçevesinde herhangi bir tetkik ve tahkikte bulunmadan, “Burada şöyle de hareket etsek olur.” demeye de hiç kimsenin hakkı yoktur ve olamaz. Evet, dine ait meseleler öyle ulu orta üzerinde söz söylenecek konular değildir. Dediklerinizin mutlaka Kitab’a, Sünnet’e, ümmühâta ve muhkem disiplinlere uygun düşmesi gerekir

Bence Cemaat adına mevzu edilen meselede en can alıcı kısım burası olsa gerek :

Bugün dünyanın dört bir tarafına gidilmiş ve insanımız yeni inkişaflara, yeni açılımlara vesile olmuştur. Tabiî bu da farklı toplum ve coğrafyalarda yeni yeni meselelerle karşılaşmak mânâsına gelmektedir. İşte bu noktada adanmış ruhları bazı tehlikeler beklemektedir: Başkalarına bir şeyler anlatmaya çalışırken hiç farkına varmadan dini değerleri görmüyormuş gibi davranma, muhataplara sadece zatlarından dolayı alâka duyup onların rızalarını esas alma, onları müslümanlara tercih etme ve şirin görünmek için o kültürün insanlarına benzer şekilde yaşama gibi hatalar bu tehlikelerdendir. İnanmış bir gönlün, başkalaşma yoluna sulûk etmek bir yana, değişme ve başkalaşmanın bir keresine bile müsaade etmeme kararlılığı içinde olması ve temel disiplinler itibarıyla hep sabitkadem olarak yerinde sapasağlam durabilmesi çok önemlidir. Çünkü değişme veya başkalaşma temkinsizce buzda yürüme gibidir. İnsan orada her an kayıp düşebilir. O hâlde hiç bir meseleyi küçük görmeksizin giyim-kuşamdan şekil ve semaile kadar her hususta kendimiz olarak kalabilme yollarını bulmalı ve o yolda kararlı bir tavır sergilemeliyiz. (Rüya, Keşif, İlham Değil, Esas Olan “Usûluddîn”Herkül | 23/05/2011. | BAMTELİ )

Gülen’in dedikleri gayet açık ve net. Ben Cemaat’ın, Kuru’nun din anlayışı veya İslam düşüncesine paralel olan bir merhaleye geçip, moderniteye dahil olacağını veya böyle bir iddiası olduğunu hiç düşünmüyorum. Kaldı ki yazar’ın iddiaları sadece Cemaat ile alakalı değil, genel manada “modernist” düşüncedeki kişilerin standart lafızlarıdır.

Cemaat’in resmi yayın organı diyebileceğimiz Herkul sitesi’nden “Klasik Modernizmde Kuran’a Yaklaşımlar” adlı Doç. Dr İsmail Albayrak’ın kitabının tanıtım ve özeti okunduğu zaman, Cemaat adına modernizm’in ne olduğu görülür düşüncesindeyim.

Hatta Cemaat geçmişte 12. Abant toplantısını Kahire’de “ Modernizm” teması ile alakalı gerçekleştirmişti. Yazar bunları gerçekten biliyor ve incelemiş midir?

Evet Gülen Hareketi’nde modernizme en azından eğitim yönünden veya kalıplaşmış karşıtlık olmadan, bir açıklık vardır. Fakat Cemaat’in Kuru’nun  gerekli gördüğü tarzda din anlayışına bürünüp, bu dönüşüm netecisinde modern Dunya ile bütünleşme arzusuna sahip olduğunu varsayamayız. 

Prof. Dr. Fuâd Abdurrahman el-Bennâ Yemen Taiz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İslam Siyaset Teorisi Profesörü, bakın ne diyor :

Yüksek lisans ve doktora düzeyinde Hocaefendi’yi okutuyorum. Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili yazdığım iki kitabım ‘Modern Çağ İslami Kalkınma Düşüncesi’ dersi olarak okutuluyor. Bu zat, modern düşüncenin ve hizmet anlayışının mimarı olmayı hak ediyor. Dolayısıyla ben inşa eden anlamındaki ‘el-benna’ soyadımdan vazgeçiyorum ve Hocaefendi’ye bunu ithaf ediyorum.

Haliyle yazının bu kısmı Ahmet Kuru’nun İslam geleneğini ile alakalı olan problemini, Cemaat düzleminde bir eleştiri sebebi yapmasıdır. Fakat bilgi içermeyen bir şekilde kalıplaşmış düşünceleri üzerinden söz söylemektedir. 

Dikkatimi çeken bir hususu beyan etmek istiyorum:

Balıkesir Üniversitesi’nden Prof. Dr Hülya Savran,  Türk dili uzmanı Vecihe Hatipoğlu’dan iktibas ile diyor ki:

+Dİr” eki, 3. kişide bütün kelime sınıflarına gelerek hem ‘kat’î haber’ vermenin kesinliğini, hem de bu anlamdan kayarak ‘kuvvetli ihtimal’i ‘müzari’( geniş zaman ) ile birlikte anlatır. (U.U. FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ Yıl: 9, Sayı: 14, 2008/1 )

Ahmet Kuru’nun makalesinde bu tip katiyyet arzeden tanımlamalarına örnek verecek olursam:

..analizdir

..doludur

..üretememiştir

..getirmiştir

..göstermiştir

..zordur

..bulunmuşlardır

..oynamışlardır

..ilişkilidir

..örtüşmüştür

Örnekler ciddi bir yekün tutacağı için burada kesme gereği hissediyorum. Yazar’ın tarzı bana, Devlet Bahçeli’nin siyasi konjonktür ile alakalı padişah fermanı yayınlar gibi tweet atmasını anımsattı. Yazının muhtevası, karşıt fikirleri belirli bir konuma oturtan ve o konum etrafında tenkit veya tahlil yapıldığı zannedilen tanımlar barındırıyor. Fakat yazıda, Ahmet Kuru’nun fikirlerini neden doğru kabul etmemiz, veya tenkit ettiği şeyleri neden onaylamamız yönünde sardetmesi lazım olan sağlamlaştırıcı gerekçeleri bulamıyoruz. Kuru’nun bu haliyle yazısı,  ilmi bir tenkit değil, kendi penceresinden baktığı zaman,  alemde gördüğü halin resmi olsa gerek.

Diğer iddialara vaktim el verdiğince başka zaman devam edeceğim.