AKP’ye Suikast, Cemaate Katliam!
 
  

Darbe davaları ile ilgili bazı mahkemeler son kararları almaya başladı. Çoğunlukla tutuklama oluyor. 

Kasım ayının sonuna doğru da tüm mahkemeler büyük ölçüde tutuklama kararı alıp, darbe davalarını bitirmeyi düşünüyorlar. 

İktidarın biran önce süreci bitirme nedenleri birkaç nokta üzerinde toplanıyor.

Özellikle son 1-2 aydır konuşan tutuklu askerlerin ifadeleri, Mehmet Görmez, Hakan Fidan ve Hulusi Akar etrafında dönen iddialar ve 15 Temmuz’a göre ‘darbeyi cemaat yaptı’ algısının giderek azalması.

Son süreçte demokrat, liberal ve sol’a yakın cenahtan da darbeyi sorgulayan söz ve makalelerin artması, ayrıca AKP’ye oy veren tabandan –sesini çıkarmaktan korkan- bir kesimin ‘bu işte bir iş’ var demesi, darbe tiyatrosunu kuranların giderek sıkıştığını gösteriyor. (Geçenlerde AKP’ye oy veren 1-2 vatandaş şöyle diyor: Erdoğan bu darbe oyununu sadece cemaati yok etmek için mi planladı...vs gibi sorularla sorguluyorlardı...)

Bu makalede asıl üzerinde durmak istediğimiz mesele farklı bir planın üzerinde durmaları...

Malum olduğu üzere darbeyi dünyaya inandıramadılar.

Almanya’daki bazı basit turizm kartlarında dahi Gürcistan, Ukranya vs.. için bile programlar varken Türkiye’nin AB genelinde giderek listelerden çıkarılması, ekonomik yaptırım vs... düşünüyor olmaları ve geri adım atacak gibi durumlarının olmaması ülkemizi ve yöneticilerini ciddi anlamda endişelendiriyor. 

Nitekim Erdoğan, gerilemeyi itiraf ederek bunun nedenini ‘partideki mental yorgunluk’ olarak adlandırıyor. Ve bu yüzdende büyük bir değişim olacağını söyledi.

Aslında değişimi kendi değil, iş tuttuğu diğer zalim ortakları istiyor.

Bunun içinde 3-4 ay zaman verdiler. Eğer diğer oligarkları da yönetimine ortak etmezse iş farklı bir boyuta gidecek.

Yalnız burada ince bir nokta daha var. 

Çakma bir darbe ile tabanı 15 Temmuz’da toparlamıştı. Ancak zemin yine kaymaya başladı. Ve gündemi artık belirleyemiyorlar.

Bunun içinde farklı planlar üzerinde duruyorlar.

Ellerinde 50 bin tutuklu var. Kesin tutuklama kararı da verseler süreç tam anlamıyla bitmeyecek. 

Cemaati bir savcı, birkaç silahla dünya da terörist ilan ederim planı tutmadı. Ve zaman geçtikte de ters tepmeye başladı. Başına sosyolojik bir bela aldı. Ne tarafa koysa dolmuyor...

15 Temmuz öncesi Türkiye’nin ve Erdoğan’ın bulunduğu nokta ile şuan ki bulunduğu nokta arasında da uçurum var. İyice diktatörleşen, zalim, gaddar ve muhaliflere işkence eden bir devlet gerçeği ortaya çıktı.

Arap coğrafyasında bile sahtekar manşetleri atılıyor. 

2013 öncesi Avrupa’da reformcu, Arap aleminde kahraman olarak görüldüğü söylenen bir insan dokuz ay da tam tersi yönde bir pozisyonla karşı karşıya. 

Ve Katar ile birlikte 5-10 parayla satın alınan fakir Afrika ülkesi dışında takan kimse yok..

Erdoğan’ın bu hale gelmesindeki en büyük nedenlerden biri yurt dışında sürekli olarak Gülen hareketini ‘bunlar teröristtir, bunları teslim edin’ propagandası ve adam kaçırma gibi cahilane stratejiler oldu. (Sıradan ve bir karşılığı olmayan bir okul müdürünü dış ülkeden kaçırarak, dünyaya 'adam kaçıran ülke imajı' verecek kadar basireti kapalı, stratejiden yoksun akılsız bir güruhla karşı karşıyayız. Öğretmen, gazeteci vs..kaçırarak ne elde edeceklerini umuyorlar... Teknoloji çağında ve dışarıda belki 100 bin gönüllüsü olan ve bunların içinde o Türk okullarından mezun olan Mısırlı, Tunuslu, Balkan, Boşnak, Rus, Avrupalı vs. ailelerin çocuklarının da olduğu bir zamanda, kaçırdığın adamların yerini alacak onlarca kişinin olacağı bir sosyolojik gerçeklikte adam kaçırsan ne olacak, öldürsen ne olacak..Nitekim Afrika'daki öğretmenleri öldürdünüz de ne oldu? Bu nasıl bir basiretsizliktir...)

Evet, bu tarz hamleler devlet bilinci olan ülkelerde kendilerine hakaret olarak görülüyor. 

Zira, o ülkelerin istihbaratları cemaati tam 20-30 yıldır izliyor, dinliyor ve gözlemliyor.. Siz kalkıp masum insanlara ‘bunlar terörist’ derseniz, o devletler cemaatten değil, sizden şüphelenmeye başlarlar...

Neden mi?

O ülkeler cemaati somutsal olarak yakından tanıyor, çocuklarını okullara veriyor, evlerinde oturup yemek yiyor ve kim olduklarını çok iyi biliyorlar... 

Sizleri ise zerre kadar tanımıyorlar. Üstelik geçmişe dönükte çok hoş bir izleniminiz yok ve yurt dışındaki paralar, hırsızlık, Türk halkını ajanlığa teşvik, İŞİD vs... konularıyla da hüsn-ü zannı da ciddi anlamda kırıyor. 

Kısacası; cemaati yok etmek isterken, şuan dünya siyasetinde yok olma noktasında geldiler ve öyle de olacak. (Allah Kadir-i mutlaktır)

Evet, tüm bu tehlikeler onlar için ortadayken, üstüne üstlük darbe davaları sonucunda 2 milyona yakın insan da aileleriyle birlikte perişaniyet yaşarken ve sorunun çözümü adına yapacağı hiç birşey yokken geriye iki seçeneği kalıyor.

Ya istifa etmek ya da zulme devam ederek kendi sonunu getirmek.

Zalimler tarihte istifa etmemiştir. Zulümle de başlarına gelecek olan felaketten kurtulacağını düşünürler. Ama bu asla olmaz...

Mecburen zulm de farklı bir metot izleyecekler.

O da şu: Suikast. 

Zira işkencelerin de bir işe yaramadığını gördüler. 

İşkence ile alınan ifadelerin er veya geç bir hükmü kalmıyor.

Suikast içinde iki planları var.

Planları; Robes Pierre ve Hama valisi örneğinde mevcuttur.

Robespierre’nin sağ kolu olan Marat, banyoda bir kadın tarafından öldürülünce, bu ölümü bahane eden halk ve güvenlik görevlileri içerideki birçok masumu katlederek öldürdü. 

Aynı şekilde Suriye Hama’daki Vali’nin fail-i meçhul bir şekilde öldürülmesi sonrası, bu ölüm bahane edilerek muhalifler ve hapistekiler katledildi.

Zalimlerin fıtratıdır. Sıkışınca her türlü alçaklığı yaparlar.

Suikast de Ergenekoncular için çifte şans demek.

Hem iktidarı alt edecek, hem de hapisten çıkıp kendilerine rakip olabilecek bir grubu yok etmek için halkı galeyana getirerek çifte katliam... (Halkın devreye girmesi vs..ayrı bir konu...)

Şu süreçte bir AKP lideri veya yandaşına yapılacak bir suikast (veya sahte suikast girişimi) hapisteki masumların katledilmesi için ciddi bir malzeme olacak. Zira ihalenin yıkılacağı kesim cemaat...

Buradaki önemli nokta ise şu; Cemaati yok etmek için suikast planını kimin yapacağı. 15 Temmuz gibi bir tiyatro yapıp sahte bir suikasti mi bahane edecekler?

Yoksa Ergenekon gerçekten bir suikast yapıp ve bu suikastı bahane ederek hem iktidarı hem de cemaati yok etmek için mi harekete geçecek?

Ve bir diğer seçenekte; Sağda solda dolaşan itirafçılara yapılacak bir suikast...

Cemaat ‘kendi içinden çıkan itirafçıları öldürüyor’ algısını dünyaya sunmak için düşündükleri proje ise tamamen kendilerine ait.

Özellikle son süreçte Hüseyin Gülerce, Latif Erdoğan, Nurettin Veren vb..isimlerin sürekli gündeme getirilmesi tesadüf değil. (Bu isimlerin sonradan konuşup cemaate iftira attıklarını söylemelerinden korktuklarını konuşuyorlar..)

Meselenin birkaç ayrıntısı daha mevcut... Onları da sonraya bırakalım.

Son tahlil de; Diyelim ki böyle bir suikast oldu. Ve itirafçıların başına Allah korusun bir şey geldi ve ihale cemaate kaldı. 

Sonuç ne olur?

Şuna emin olabilirsiniz; Cemaatin yüzde 99’unun aç, susuz kaldığı bir ortamda ‘cemaat suikast’ yaptı diye ortalıkta dolaşmaya başlarlarsa, bırakın inanmayı; ‘Onları da mı siz öldürdünüz’ sorusu dışında başka bir şeyle karşılaşmayacaklardır. 

Zira işkence, hapis, zulm ve çoğunluğu işsiz gezen bir grup şuan çoluk çocuğunun rızkını temin etme dışında başka bir dertle uğraşamayacak halde...

Hapisteki masumları  katletme, yok etme planlarına gelince de;

‘’Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyor...’’ (Enfal , 30) ayetini yazıp bitirelim. Görelim, bakalım MEVLAMIZ masumlar için ne güzellikler, ne tekamüller nasip edecek.



&


GÜNEŞ TUTULMASI VE DOĞAL FELAKET


Bu ay yaşanacak olan Güneş tutulmasına dikkat etmek lazım. Detaylı olarak ay içerisinde yazmaya çalışacağım inşallah. Özellikle geceleri deprem, sel vs...meseleler için ciddi anlamda tedbirli yatmak lazım.

Zulm,

Halkın çoğunluğunu günaha batması ve zulme sessizlik

Aşırı sıcaklar,

Sel,

Güneş tutulması,

Bazı hayvanları çokça sokaklarda görülmesi vs..

Ve bu çizgideki son süreç ise doğal felakettir. 

Bu deprem veya sel gibi bir felaket olabilir. Birileri ‘bunu ülkenin kötülüğünü isteyenler’ uyduruyor dese de, az biraz bu konuları bilen kişiler için bu süreçlerin sonu hep böyle bitmiştir. Somut olarak da aynen cereyan ediyor. Bilmem ki daha nasıl gözlerine soksak bu hakikatleri...Heyhat..

Ciddiye almakta fayda var. İmkan varsa evde  1-2 ay stok yapmak lazım.

Birde bu ay iş başı yapacak olan kişiler ciddi anlamda tarihlere dikkat edip, sakata gelmemeli.

[email protected]