Bir Albay Özelinde Şırnak'da Yaşanan 15 Temmuz Kumpası-Arif Bozbıyık

Bu yazımda sizlerle, 15 Temmuz’da yaşanan sözde darbe girişiminin nasıl bir planın parçası olduğunu anlamak adına, somut bir örnek daha paylaşmak istiyorum. Bu örnek 15 Temmuz gecesi Jandarma Genel Komutanlığına bağlı Şırnak 23üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığında (Tümen olarak ifade edeceğim) ve bağlı birliği olan Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanlığında (Tugay olarak ifade edeceğim) yaşananlara ilişkindir. 
Detaylara geçmeden önce, 15 Temmuz gecesini gerçek haliyle anlayabilmenin, yaşanan olayları ve dahi kişileri incelemekten geçtiğini tekrar belirtmek istiyorum. Bu anlamda, Şırnak'ta geçen olayları da Jandarma Kurmay Albay Arif Bozbıyık savunması ve diğer yaşananlar üzerinden hep beraber inceleyelim.


 Jandarma Kurmay Albay Arif Bozbıyık 
Alb.Bozbıyık, 2014 yılında Tümene Kurmay Başkanı olarak atanmıştır. Alb.Bozbıyık’ın atandığı Tümen Kurmay Başkanlığı görevinin kritikliğini ise şu şekilde ifade edebiliriz. Şırnak ili, Jandarma birlikleri personel mevcutları açısından Türkiye’nin en yoğun ilidir. Tümen ve bağlı birliklerinde, er ve erbaşlar dahil olmak üzere 25 bin civarı personel görev yapmaktadır. Yani  Tümen, birlik ve personel yoğunluğu açısından K.K.K.lığına bağlı kolordulardan çok daha büyük bir birliktir. Bölgenin coğrafi özellikleri ve görev özellikleri de dikkate alındığında  Tümen, Jandarma’nın görev yükü en ağır birliğidir. 
Alb.Bozbıyık,  Tümenin Kurmay Başkanı’dır. Kurmay Başkanı, komutandan sonra gelen ikinci rütbeli kişidir. Birlik içerisinde veya dışarıda devam eden tüm işlerin koordinasyonundan sorumludur ve günde 16-17 saat çalışmaktadır. Ayrıca 15 Temmuz tarihi itibariyle, Alb.Bozbıyık’ın tayini açıklanmış, Şırnak’taki görev süresinin dolmasına günler kalmış, bir taraftan da görev devir teslim çalışmaları yapmaktadır.


 Alb.Bozbıyık Hakkındaki İddialar
Birliğin ve Alb.Bozbıyık’ın görev özelliklerine ilişkin kısa bir tanımlamadan sonra Adana 12’nci Ağır Ceza Mahkemesinin  Alb.Bozbıyık hakkında verdiği ağırlaştırılmış müebbet kararının içeriğine bakalım. Mahkeme, 15 Temmuz gecesi, Tümen Harekat merkezinde görev yapan iki kişinin (Yaşar Kuş ve Kazım Dertsiz) ifadesine dayandırarak Alb.Bozbıyık’ın
1. Jandarma Genel Komutanlığından saat 21.30 itibariyle gönderilen  Tugayın Ankara’ya intikali ve Sıkıyönetim Direktifi mesajlarını, o an için Kışla'da olmayan Tümen K. Tümg. Abdullah Baysar’a zamanında bildirmeyerek sözde darbecilerin işini kolaylaştırdığı, 
2. Tümen K.Tümg.BAYSAR’a bilgi vermediği halde Ankara’ya intikalle görevlendirilen Tugay K.Tuğg. Ali Osman Gürcan ile telefonla görüştüğü, 
3. Harekat Merkezi nöbetçisinin kendisine teslim ettiği harekat yıldırım mesajlarına ilişkin teslim tutanaklarını imzalamayarak evrakların kayıt altına alınmasına engel olduğu, ve bu suretle de Anayasal düzenin ortadan kaldırılmasına yönelik girişimlere destek verdiğini belirterek Alb.Bozbıyık’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırmıştır.


1 Saat 6 Dakikalık Fark
Gerçekler ise aşağıdaki verilerle ortaya konulunca, ne yazık ki ibretlik bir hadise olarak karşımıza çıkmaktadır. Şimdi bunları size mahkeme kayıtlarında geçen görgü tanıklarının ifadelerine, harekat merkezi kayıtlarına, tutulan tutanaklara dayandırarak 3 maddelik iddiayı aşağıda belgeleriyle izah edeceğim.  
1. Adana 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Harekat merkezinde görev yapan iki personelin (Yaşar Kuş ve Kazım Dertsiz) ifadesine dayandırarak, mesajların saat 21.30 Alb.Bozbıyık’a teslim edildiğini, Alb.Bozbıyık’ın ise bu mesajları Tümen K. Tümg. Baysar’a zamanında iletmeyip  geciktirerek darbecilerin işini kolaylaştırdığını iddia etmektedir. 
Oysa 21:30'da bırakın mesajları teslim etmeyi, mesajlar Tümene henüz gelmemiştir. Tümene söz konusu mesajlardan ilki saat 22:16'da diğeri ise 22:31'de gelmiştir. Tutanakta da bu mesajların saat 22.36 da Alb.Bozbıyık’a teslim edildiği belirtilmektedir.   Olaylardan sonra tutulan bu tutanak ile mahkeme kayıtları arasındaki fark tam 1 saat 6 dakikadır. 


Ayrıca, ilk mesajın harekat merkezine geldiği zaman ile Alb.Bozbıyık’a teslim edildiği iddia edilen zaman arasında da tam 20 dk vardır. (Aslında  mesajların ivedilik derecesi Harekat Yıldırım olmasına rağmen, mesajlar Alb.Bozbıyık’a 22.50-23.00  aralığında teslim edilmiştir.) 


Masanın Üzerine Bırakılan Harekat Yıldırım Mesajları
Önemli bir nokta da, bu mesajları teslim eden kişinin, mesajların içeriğine ilişkin bilgi vermeden Alb.Bozbıyık’ın masasının üzerine bırakmış olmasıdır. Yoğun bir iş temposu olan Alb.Bozbıyık, işlerini tamamladıktan hemen sonra 23.00-23.05 arasında mesajların içeriğini anlamak için mesajları okuduğu esnada 48. Sınır Hudut Kıta Komutanı Vahap General kendisini aramış onunla konuşmasını bitirdikten sonrada yine aynı şekilde Akçay Tugay Komutanı Mesut General kendisini arayarak mesajları görüp görmediği hakkında konuşmuş, akabinde de saat 23:20 sularında Tümen K. Tümg.Baysar’ın kışlaya geldiği bilgisinin habercisi tarafından kendisine bildirilmesi üzerine gelen mesajları yanına alarak karargah binası girişinde Tümen komutanına arz etmiştir. 
Anlaşılacağı üzere Alb.Bozbıyık’ın mesajları görme saati, iddia edildiği gibi saat 21.30 değil,  23:00 civarıdır ki Tüm.K. Tümg.Baysar’ın saat 23:20-23:30 aralığında kışlaya geldiği hususu dikkate alındığında mesajların içeriğini anlaması ve Tüm.K. Tümg.Baysar’ı bilgilendirme süresi tamamen hayatın olağan akışına uygundur ve herhangi bir geciktirme ve geç bilgilendirme söz konusu değildir. 
Tüm yaşananlar saatleriyle birlikte,  harekat merkezi kayıtları, tutulan teslim tutanağı ve tanık ifadelerinde yer almasına rağmen mahkemenin, mesajların 1 saat 6 dk'lık bir farkla saat 21.30 da Alb.Bozbıyık’a teslim edildiğini iddia etmesi anlaşılır değildir. Mahkemenin bu tavrını sizlerin takdir ve vicdanına bırakıyorum. Zira bunun bir izahını bulmak mümkün değildir. 
2. Mahkeme kararında iddia edildiği üzere, Tugay K. Tuğg. Ali Osman Gürcan ile yapılan görüşme, mesajların gelişinden sonra değil, gelmesinden önce saat 21.00 civarındadır. Bu görüşme, 15  Temmuz iddialarıyla dahi herhangi bir ilgisi olmayan ve o saatlerde Mardin'den dönüş için intikal halinde olan bir konvoy hakkındadır. Burada da görülüyor ki iddia edilenin aksine rutin bir faaliyet darbe ile ilişkilendirilerek adeta bir komplo teorisine dönüştürülmüştür. Halbuki mahkemelerin işi mesnetsiz iddialar üretmek değil, masumiyeti aramak ve bu karine ile tarafsızca yargılama yapmaktır.  
3. Harekat merkezi tarafından, her zaman rutin bir şekilde Kurmay Başkanına teslim edilen mesajlara ilişkin teslim tutanağı tutulmaktadır. Ancak anlık koşullara, yoğunluğa göre bu teslim tutanaklarının bazen ertesi gün imzalanması mutat hale gelmiştir ve bu durum herkesin malumudur. Bu tutanakların da daha sonra imzalanarak darbeye destek olunduğu anlamı çıkartmak akıllara zarar bir yaklaşımdır.  
Alb. Bozbıyık'ın 15 Temmuz mesaisi şu şekilde devam eder: Saat 23:20-23:30 gibi Tümen Komutanın giriş yaptığı haberi üzerine mesaj emri  ile  birlikte komutanı karşılamaya gider, gelen emirleri arz eder. Tüm.K. Tümg. Baysar’dan da gelen emrin tuzak olduğu, bu kapsamda herhangi olumsuz bir faaliyet icra edilmeyeceği yönündeki emirlerini alır. Karargaha çıkarak ilgili mercilerle telefon görüşmeleri yapıp durumu izah eder. Bir taraftan da bağlı tugaylara ulaşmaya çalışır. 
Bu arada Tugay  Komutanına ulaşamaması üzerine de yine Tüm.K. Tümg. Baysar’ın emri ile Tugaya gider. Saat 00:20 civarında ulaştığı Tugayda, Tugay Komutanı ve iki taburun havaalanına doğru hareket ettiğini öğrenerek, Tugay Kurmay Başkanı olan İbrahim Yazıcı’ya Tümen Komutanının emri olduğunu, Tugay Komutanına ulaşarak geri dönmelerini söylemesi emrini verir. Bu durumu da yine telefonla Tüm.K. Tümg. Baysar’a ilettikten sonra Tümene geri döner. İlerleyen saatlerde Tugay K.Tuğg. Gürcan’a ulaşabilir ve geri dönülmesi  emrini  iletir. Tugayın geri dönüşü de bu şekilde sağlanır.


Şırnak'ta Yaşananlar 
Tugaya konusu yanlızca   Birlik İntikali  olan  bir emir gelır.  Yani bu, bir görev tipi emirdir. Bu tür emirlerde iki unsur vardır. “Kim, Ne Yapacak”. Başka bir şey belirtilmez.  Sorgulama yapılmadan aktif bir şekilde görev tipi emir yerine getirilir. Bu tür emirler cereyan eden, o an süratle icrası beklenen emirlerdir. “Harekât Yıldırım” ivedilik derecesiyle çok kısa bir süre içinde birliğin intikale geçmesi istenen söz konusu emrin içeriğinde de zaten kanunsuz bir durum da bulunmuyor.

Emrin alınmasını müteakip, Tugayın o gece görev sırası olan 3 ve 4'üncü taburları intikal için hemen hazırlanır ve yaklaşık 400 personel ile saat 23:20 civarı Unimog tarzı araçlarla intikale başlar. Bu görevde de diğer tüm görevlerde olduğu gibi sırası gelen birlikler, rutin hazırlıklarını yaparak çıkmışlardır. Bu ayrıntılar çok önemlidir, çünkü bu gece ile ilgili olarak iddia edildiğinin aksine önceden hazırlıklı olunmadığının işaretleri bu detaylardan anlaşılmaktadır. (Şayet bu gece için daha önceden hazırlıklı olunsaydı, görev sırası gelen personel yerine özel personel seçilir, ayrıca unimog tarzı kamyonlar yerine zırhlı personel taşıyıcı araçlar daha önceden hazır bulundurulur ve emir gelir gelmez 5-10 dakika içinde yola çıkılırdı.) 

  Tugay Komutanı, diğer görevlerde olduğu gibi, Tabur Komutanlarına birliklerini süratle hazırlamalarını, üzerlerinde ek bir malzeme almadan, daha önceki görevlerde nasıl çıkılıyorsa o malzeme, silah, teçhizatla olabildiğince seri bir şekilde hareket edilmesi emrini verir. Tüm personelin üzerinde ve yanında standart olarak bulunan sadece hücum yelekleri, çelik başlık, silah ve mühimmatı, mayın dedektörü, dağ ipi gibi malzemeler vardır. 

Darbeyi bilen, planlayan birisi birliği bu malzemeler ile mi intikale başlatır?  Darbe veya kalkışmayı bilen biri  Tugayın Kadrosunda ve birliğin envanterinde bulunan toplumsal olaylara müdahalede kullanılan Robokob kıyafetlerini neden aldırmasın? Ön yargısız bir göz ile bakan biri bu malzemelere bakarak bile bu birliğin darbeden haberinin olmadığını anlar. 


Tetikte Bekleyen Polisler
Tugayın intikali esnasında 15-20 kisilik bir Polis ekibi de konvoyun yanına gelmiştir. Daha sonra öğrenilen bilgilere göre Şırnak Valisi ve polisi zaten bu konvoyu kışla çıkısından itibaren takip etmişlerdir. Kısacası planlar çoktan kurulmuştur. Hatta bazı polislerin konvoya müdahale etmek için yola çıkmadan önce, silahlarını havaya doğrultarak ölme ve öldürülme yeminleri ettiklerine orada bulunan birçok kişi şahit olmuştur. 





Polis konvoyun yolunu keser ve tahrik edici konuşmalar yapar, küfürler eder ama Tugay Komutanı oyuna gelmeyerek, sağduyuyu kaybetmeyerek sakin davranır ve hatta personeline araçtan inilmemesi talimatı verir.  Halbuki Tugay personeli gerçekten darbe saikiyle hareket etmiş olsa polisle karşı karşıya gelir ve  tahmin edileceği üzere hem sayı hem de teçhizat üstünlüğüyle de orada bulunanları  bir şekilde aşarak devam edebilirdi. Özetle bu olayda hiçbir emniyet mensubunun burnu dahi kanamamış ve geriye yani birliğe dönüş sağlanmıştır.

  

O gece yaşananları daha iyi anlayabilmek adına, Bilirkişi Raporunda geçen iki görüntüyü  sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir tarafta elinde uzun namlulu silahla diğer elini yumruk yapmış sivil polis, diğer tarafta yumruk sallayan polise eli ile "hoşçakal" diyen asker bulunmaktadır.



Şırnak TEM’in Şube Müdürlüğünden AKP Milletvekili Adaylığına 
Bu sırada bahse konu olayların gerçekleştiği Şırnak'ta Emniyet'in TEM’in Şube Müdürlüğü görevini de Hacı Murat Dincer isimli bir komiser yürütmektedir. Hacı Murat Dincer, PÖH tarafından sokak ortasında öldürüldüğü, cansız bedeni zırhlı aracın arkasına bağlanıp, yerde sürüklendiği iddia edilen Hacı Lokman Birlik cinayetin talimatını verdiği iddia edilen kişidir.

Bu kişi daha sonra Erdoğan'dan üstün başarı ödülü almış ve AKP İstanbul milletvekili adayı olmuştur.  


 Metin Temel'in Gizli Rotası
Bu olayda Van Asys.Kol.K. Kor.Metin Temel'in de önemi çok büyüktür.  Metin Temel'in o geceki hareketleri de normal değildir. Metin Temel'in, kendisine bağlı olan Tugayı hiç aramayıp, hareket edilmemesi hakkında bir talimat vermediği gibi,  Cizre'de bulunan başka bir birlik olan Tank Taburu ile pusu kurulmasını ve bu iki taburun yok edilmesi talimatını verdiği, duruşmalarda ortaya çıkan bir husustur. Tugay Komutanının kendisinin darbeye iştirak ettiği düşünülse bile orada görev yapan 400 personelin öldürülmesi talimatını nasıl anlamak lazımdır? Bunun bir izahı yoktur. Kaldı ki kendisi, mahkeme tutanaklarındaki ifadesine göre darbe hakkında bilgisi olmadığını söylemiş hatta ilk haberi eşinden aldığını ifade etmiştir. Ayrıca uçuş yasağı olduğu halde Genelkurmay'dan Siirt'e uçmak üzere özel izin almış fakat  Siirte uçuş yapmamıştır. Burada bariz bir şekilde Genelkurmay'ı yanılttığı anlaşılmaktadır. Bu anormel hareketlerden, Metin Temel'in de daha önceden doktrine edildiği bir planı icra ettiği anlaşılmaktadır. 

Yukarıda da belirttiğim üzre en vahim durum ise, kendisine bağlı birliklerdeki personelini bilerek ve isteyerek ateşe atmak istemesidir. Asyş.Kor.K. Metin Temel, mahiyetini koruma ve kollama, komutanlık görevini yerine getirme vazifelerini de ihlal ederek, hergün kolaylıkla görüşebildiği  Tugay K.Tuğg.  Gürcan'ı arayıp engellemeye çalıştığına dair bir talimatına rastlanmamıştır. Tugay K.Tuğg. Gürcan'ın Cizre'ye varmadan Tümen Komutanın emriyle geri dönmüş olmasıyla olası bir katliamın önüne geçilmiştir.
Diğer yaşananlar gibi ayrıntıları ve belgeleriyle izah etmeye çalıştığım Şırnak ilinde de darbe yanlısı hiç bir eylem ve girişimleri olmamasına, aksine darbe girişiminin engellenmesine yönelik tutum sergilenmesine rağmen bahsi geçen Tugay personeli, polis ifadeleri baz alınarak Tümg.Baysar ve Alb.Bozbıyık da dahil olmak üzere tutuklanmışlardır. 


Aynı Eyleme Farklı Cezalar
Uzman çavuşlar yaklaşık 3 ay, Astsubaylar ise 14 ay tutuklu kaldıkta sonra tahliye ve bir çoğu göreve dönmesine rağmen birlik komutanlarının hemen hepsi müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardır. Yaşanan olaylarda tüm personelin darbe karşıtı tutum sergilemiş olmalarına, yüzlerce kişi tarafından da mahkemelerde ifade edilmesine ve bu kapsamda bir çok delil ortaya konmasına rağmen sonuç değişmemiştir.


Evrakta Sahteciliğe Uzanan Hukuksuzluklar
Bu arada şu önemli ayrıntıyı da paylaşmak istiyorum: Polis tutanağında yer alan 18 imzadan 3 polisin  imzasının aslında kendilerine ait olmadığı, 1 kişinin de aslında o gün Şırnak'ta çalışmadığı mahkeme sürecinde ortaya çıkmıştır. Buna rağmen hemen hemen tüm tutuklamalar ve verilen hükümler, Cizre'deki bu karşılaşma esas alınarak ve çarpıtılmış ifadelere dayanarak yapılmıştır. 


 Sonuç
Gerekçelerini belgeleriyle ortaya koyduğum üzere başka bir 15 Temmuz davası daha hukuki dayanaktan yoksundur, önemli kısımları tuzak ve önceden hazırlanmış planlarla doludur. Bu planı uygulayacak olan kişiler özenle belki vaatler belki de çıkar birliktelikleriyle doktrine edilmiş ve harekete geçirilmişlerdir. TSK'nin bir çok evladı yıllardır sergiledikleri kahramanlıklarına rağmen öc alınırcasına hukuksuzca cezalara çarptırılmış, aileleri ile birlikte toplumsal tecrite ve soykırım uygulamalarına maruz kalmışlardır. 
İnancım odur ki gerçekler ve doğrular er ya da geç ortaya çıkarılacaktır; ve yine temennim de ortaya çıkacağını umduğum bu gerçeklerin adalet tarafından da görülüp anlaşılması ve değerlendirilmesidir.