DOSTA SESLENİŞ...
  

Merhaba Yüreği Aydınlık Dost;

Çok değil 10 dakikanı isteyeceğim senden, yazdıklarımı sonuna kadar okuman için…

Biliyorsun, her gün, her hafta, her ay Twitter hesabımızdan senin konuğun oluyorum üstelik saatler süren araştırma, haber ve analizleri senin 10 dakikada okuman için.

Bu yüzden bu sefer ben senden süre isteyeceğim okuman ve değerlendirmen için…

**

2018 yılının ilk gününden itibaren bazı karar ve hedefler aldık. Serbest gazetecilik yaptığımız 25 ay içinde edindiğimiz tecrübeleri biraz daha sistemli hale getirmek istedik.

Daha önce aktivisti bir gazetecilik çizgisiyle “Vicdan- Adalet- Cesaret” söylemi üzerine kurulu bir yayın politikasını benimsedik. Bu sözlerin sıradan bir seçim, slogan olmadığını 2017 yılında gösterdik. Fikri ne olursa olsun, insan hakları, demokrasi ve özgürlükler noktasından en muhafazakarından en sosyalistine kadar hakikat için mücadele verdik.

Pişman olmadım. Ama pişmanlıklarım yok değil, daha fazlasını yapamamak gibi…

Daha çok gerçeğe, bilgiye, ezilene ulaşamamak gibi…

Ya senin?

Bu süreçte böylesine bir pişmanlığın var mı?

Düşünüyorum da izlemek ama susarak, bazen nice hesaplaşmalara sebep olmuyor mu?

**

Bir yıl geride kaldı. Şöyle bir baktım da onlarca şehir, yüzlerce kilometre yürüyüş, binlerce insanla görüşmüşlük, on binlerle ifade edilen kilometrelerce yolculuk, milyonlarca adım atmışım.

Üstüne üstlük bunları yaparken, yüzlerce adına bilgisel dediğimiz floodlar kaleme almışım, onlarca canlı yayınla sizlerle buluşmuşum. Kimi zaman bir video ile, kimi zaman bir fotoğrafla bir şeyler anlatmaya çalışmışım.

Çoğu zaman kime yazılsa gururlandıran sözleri bu kulaklarım işitti, mesajları bu gözlerim okudu.

O kadar sıradanlaşmışım ki, çoğu zaman ailenizin bir üyesi, işinizde mesai arkadaşı, okulda sıra arkadaşı, mücadelede yoldaş, susan yüreklerde umut olmuşum.

Hani diyordum ya hep “birliktelikçi gazetecilik” işte tam da onu yapmışım. Sanırım sizler tarafından verilen en büyük paye bana “Bizim gazetecimiz” sıfatıdır.

**

Gökhan Özbek de sizin gibi birisi, ailesi olan, geleceği olan, korkuları olan ama hepsine inat kötümserliğe savaş açmış bir iyimserliği yüreğinde yaşatan bir insan…

Adına serbest gazetecilik dediğimiz çalışmamızda 25 ay geride kaldı. Çoğu zaman sitem etsem de aslında hiç yalnız değildim. Kimi zaman bir dost elini gördüm düştüğümde, kimi zaman bir ebeveyn sıcaklığını hissettim kaybettiğimde. Anlayacağınız kimi zaman düştüm, kimi zaman kaybettim ama asla yanlışın içinde olmadım.

**

Şimdi sen yüreği aydınlık dost beni ne kadar kabullendin?

Öfkeme şahit oldun, sevincime ortak oldun, an geldi bileğime takılan kelepçede özgürlüğüm için yüreğin attı benle…

Aslında benim seni sevdiğim kadar sen de beni sevdin. Bu yüzden kızsan bile bana hata yaptığım içindi, hatalarımın yanlışa dönüşmemesiydi senin de kaygın.

Oysa benim de kaygım aynıydı. Hatalarının yanlışa dönüşmemesiydi.

Ya hatan oldu mu bana?

Benim sana olduğum kadar olmuştur. Ama biliyorum ki ikimiz içinde yanlış yapmak söz konusu değildi.

Bazen yalnız hissettiğim anlar oldu, işte o anlarda sen de beni yalnız bıraktın. Ama bazen de hep yanımdaydın.

**

2018 yılındayız. 

Umudun ötesinde, gerçeğin kıyısındayız diyeceğim bir dönemecin yine başındayız. Yine cep telefonlarınıza, tabletlerinize ve de bilgisayarlarınıza konuk olacağım. Kimi zaman adına bilgisel dediğim uzun uzun yazılmış tweetlerle, kimi zaman yakışıklı olmasak bile ekran hastalığımız da yok aslında ama videolarla. Olur da şehrine, ülkene yolum düşerse sıcak bir çaya da hayır demem işin doğrusu.

Her şey bir yana, insanın asıl yalnızlığı kendi yalnızlığıdır aslında. Hiçbir şey yapamasam bile senin yalnız olmadığını hissettirmek bile bana umut verir.

**

Senden isteklerim olacak ama en çok da senin için.

Biraz da sorumlulukları hatırlamak adına.

Biliyorsun Mayıs ayında Youtube kanalımızı kurdum. Kendi çapımızda bir şeyler yapmaya başladım. Fena da olmadı aslında ama iki nedenden kurduğumu bil. Birincisi yazının anlatamadığını bazen bir söz anlatır dedim, bir de kimseye muhtaç olmamak için, ayakta kalmak için bir yol olarak gördüm.

Biliyorum sen kurduğum 23 Derece Youtube kanalıma abonesin. Olmadıysan da şimdi olacaksın ( https://www.youtube.com/23derece ). Ama benim için 10 bin abone ayakta kalmam için kritik bir eşik değer. Yani sadece senin değil, çevrenin de abone olması gerekiyor. Üstelik bunun için yapman gereken bir Google hesabının olması ( bazıları bunu gmail olarak da düşünsün ) ve 30 saniye de abone olup, bildirimleri açması yeterli. Şu an 4 bin bile değiliz ama 10 bin rakamı da öyle uçuk kaçık bir rakam değil. Sen çok değil 3-5 kişiye haber verip rica etsen bu rakam öyle aylarca değil bu ay sonuna gelmeden tamamlanır.

Tabi abone olduysan ara sıra kanalımıza gir, yeni videolarımızı tıkla, zil gibi bir işaret var onu tıkla bildirimler açık olsun… 

Paylaşabiliyorsan paylaş, Paylaşmak dedim de aslında bu da bir tür eylem. Vicdanınla karar veriyorsun, cesaretle yapıyorsun. Bu yüzden sen benim yüreği aydınlık dostumsun.

**

Bir başka sorumluluğun da var. Klasik gelecek, belki bu dakikadan sonra okumayı bırakacaksın ama sen yine de sonuna kadar oku. Ne dersen de ama “Bizim Gökhan”ın birkaç diyeceği var. 

Ekmek gibi, su gibi ihtiyaçlarımız doğduğum günden ölene kadar olacak. Nesimi’nin “minnet eylemem” türküsü gibi hepimiz de çalışmaya devam edeceğiz. Hoş kiminizin aklına serbestsin işte fikri de gelebilir. Şanslısın aslında benim uyku ile pek aram olmadı doğrusu. Serbest olduğumuz doğru ama kimi zaman günde 21 saat sizlerin konuğu olmak için çalıştım. Uykusuz gecelerime, sabah doğan güneşle birlikte güzel bir haber, analiz eklemeye çalıştım.

Şimdi de öyleyim aslında. Yarın da öyle olacağım. 

Fakat sen de biliyorsun, araştırma demek emek demektir, kimi zaman yolculuk, kimi zaman bir dergi, bir kitap demektir. Saatler süren görüşme, ziyaret ve gözlem demektir. 

Yani anlayacağın bunlar için seni bilmem ama bir miktar karşılık da ödemem gerekiyor.

Bu yüzden sorumluluğum kadar özgün ve özel haberlere ulaşmak adına sorumlusun. Ama öyle ağır bir sorumluluk değil. 

Bir söz vardır, eğri oturalım doğru konuşalım;

Eğer elimize iyi kötü asgari düzeyde bir para geçiyorsa bundan sadece 4 lira ile 50 lirasını bir çalışma için ayırmaz mısın?

Düşün istersen sadece 4 lira ile bana omuz verebilirsin. Herkesten istemiyorum senden istiyorum. Bugüne kadar beni okudun, bugüne kadar hüzünlendin ama en çok da umutlandın. Sen de biliyorsun cesaret bizi ayakta tutacak. Patreon üzerinden ister banka kartınla ister kredi kartınla bana destek olabilirsin. Destek dediysem de sen yine de sorumluluk gibi düşün. Sahi 143 bin dostumuz var hesabımızı takip eden, yine her gün Twitter hesabımız 2 milyon görüntüleme alıyor. 

Periscope yayınlarımız ki hafta içi her gün yapıyoruz ve artık yayınlarımızın her birisi 20 bin kez izleniyor. 

Buna rağmen sadece 120 civarında gönüllümüzün olması garip değil mi?

**

Bu satırı sakın es geçem yüreği aydınlık dostum. Samimice merak ediyorum, neden sen de elini taşın altına koymuyorsun? Nedenlerini korkudan ayırırsak bu sorunun cevabını çok değil 60 saniye ayırarak bu sefer sen bana Twitter hesabıma atacağın doğrudan bir mesaj ile cevap verebilir misin? Merak etme dostum, oraya atacağın mesaj ne olursa olsun dostluktur, umuttur. ( Bence bu yazının teması da bu satır. Benim için neden cevabı önemli dostlar)

**

Bak biraz esprili olacak ama biz her akşam yaptığımız Periscope yayınlarını ilk başta bisküvi kutuları üzerine yaparak başladım. Neyse ki aylık 600 dolarlık Patreon gelirimiz çok geldi de bir tripod aldım…

Ama size söz dostlarım;

Yapacak o kadar çok işimiz var.

Verilecek çok değerli haberlerimiz var.

Tek kişiyim fakat kimi zaman sürpriz konuklara imza atacağım.

Dahası özgürlük, demokrasi ve adalet için olmam gereken yerde yine olacağım.

Biraz kendim için,

Biraz senin için…

Bu yüzden de sen de bir şeyler yapabilirsin.

Belki ekmeğini, suyunu, belki kullanmadığın ama benim için önemli olan teknik bir cihazı paylaşabilirsin.

Hiç olmadı ayda 4 liralık bir merhaba ile giriş yapabilirsin.

Hani bazılarınız diyordur Patreon’dan felan anlamam diye. Aslında hiç zor değil. Çok değil 15 tweetle nasıl yapılacağını uygulamalı olarak anlattık. Eğer bir niyetin var ise erteleme bu yazıyı burada bitir ve oku yap derim. Hani bu yazıdan sonra en az 80 dost bekliyorum aslında çok şey de değil. https://twitter.com/gokhanozbek/status/948722239314198530

**

10 dakika dedim belki ben az uyuduğumdan çok hızlı okuyorum ama uzadığının da farkındayım.

Ama başka çaremiz de yok yani, her gün yaptığımız hem canlı yayınlar, hem tweetler senin için o kadar sıradanlaştı ki, artık bende son çare bu yazıyı yazmakta buldum.

Sıradanlaşmasın diye,

Artık her patreon çağrımızın bir çığlık olduğunu gör diye,

Bir kez değil birkaç kez acaba Gökhan ne yapıyor diye…

Umudum yine senden yana,

Umudum bu sefer sen yanımda olacaksın diyor.

Ve unutma dostum bugünler geride kalır, acılar unutulur, duruşun kalır yarınlara. Biliyorum dik durmanın vicdanlarda menkul değeri bugünlerde çok ağır ama zaten bunu bilerek yola çıkmadık mı?

Ben yarınlar için yürümek istiyorum üstelik senle…

Öyle benim gibi uykusuz da kalmana gerek yok,

Mücadeleme, çabama az çok demeden sen de destek verirsen ne mutlu, vermesen de canın sağ olsun. 

Hani banka yolu ile destek olmak istersen onu da şuraya yazalım belki bir sürpriz olur, bir eksiğimizi bugün kapatırız.

Ama hepsinden önemlisi ne olursa olsun, ben ilk gün yola çıkarken, kimseler beni tanımazken yürüyordum, bugün de yarın da yürüyeceğim…

Sağlıcakla kalın, 

Umutla kalın…

Kardeşiniz Gökhan

( Gökhan ÖZBEK adına AKBANK: IBAN: TR07 0004 6001 8088 8000 1105 18 )

Başka ne yapabilirim ya da fikrim var diyenler;

E- Mail: [email protected]  ya da https://twitter.com/gokhanozbek/  twitter hesabına doğrudan mesaj atabilir.