Vallahi sizi terketmedik ve unutmadık
Pasaport kontorlünden geçip, kendisini bekleyen çocuklarının yanına gitti.


Beraber bavulları bekliyorlardu.


O sırada aklına geldi, girişte sorun çıkmadı, acaba hakkında gözaltı ve arama kararı yok muydu.


Yoksa polislerin gözünden mi kaçmıştı?


Neyse dedi ve çok şükür bir sorun çıkmadı diyerek valizlerini aldı.


Bu arada kendisine, "neyin var" diye soran eşine, "bir şey yo"k dedi ve valizlerle beraber havalimanından çıktılar.


Evde otururken telefon çaldı, telefonda tanıdığı biri, "hemen bulunduğun yerden ayrıl seni almaya geliyorlar" dedi.


Telefonu kapattı ve hemen eşinin yanına gitti.


"Şimdi aradılar beni gözaltına almaya geliyorlarmış, hemen ayrılmam lazım" dedi.


Eşi endişeli gözlerle bakarak, "peki biz ne yapacağız" dedi.


Önce, "siz burda kalın size bir şey yapmazlar" dedi, sonra aklına eşini bulamayınca karısını gözaltına aldıkları kişiler geldi.


"Siz de ayrılın hemen" dedi.


Eşi, "nasıl, çocuklar var, nasıl hazırlayayım, ne alacağız yanımıza" dedi.


İkisi de bir teleş ile ellerine ne geçti ise bir poşete koymaya başladı.


Bu şekilde telaş ile uyandım uykudan.


Hemen hem her hafta gördüğüm rüyalardan birisi idi bu.


Bedenen 8500 km uzakta bir ülkede yaşıyor olsam da, aslında ruhen hep Türkiye'de yaşıyorum ve oradaki kardeşlerimin çektikleri sıkıntıları, acıları ruhumda hissediyorum.


Bunu benim gibi hisleri kuvvetli olmayan biri yaşıyorsa, kim bilir, hasssas ruhlar neler hissediyor ve neler yaşıyordur.


11 yıl önce gelmiştim Amerika'ya.


Kimya bölümü bitmiyordu bir türlü.


Organik kimya denen kabus ders yüzünden, önce Güney Afrika'ya gidemedim, sonra Tataristan'a gidemedim.


Sonra biri yerime green karta başvurdu ve çıktı.


İşlemler bitti, 10 gün sonra 14 şubat 2006 tarihinde okul bitti.


12 mart 2006 Amerika'ya ilk geldiği gün.


Kafamda Amerika çok başka, yolda dolarlar kaynıyor, çok rahat edeceğim, çektiğim parasızılk ve meteliksiz hayatım son bulacaktı.


Fakat daha ilk geldiğim hafta, bunun bir hayal olduğunu berberde anladım.


Saçlarım uzundu o zamanlar, geldğim yerde çok türk vardı ve burdakiler, uzun saçlı, saçını arkadan topuz yapan birinden Risale dersi dinlemeye pek alışık ve hazır değillerdi.


Bu durumun farkına varınca, berbere gittim.


Onca yılların emeği saçları kestirdim, 3 numaraya vur saçları dedim.


Neyse kesti, sıra ücreti ödemeye gelince, 20 dolar dedi berber.


İçimden "oha" desem de, verdik 20 doları.


Tabi o zamanlar 20 dolar deyince, hemen kafa 20 dolar kaç lira ediyor hesabıyla baya bir kazık yediğim sonucunu çıkardı.


Berberden çıkınca hemen bir markete gidip bir tarş makinası aldım ve bir daha berbere gitmedim Amerika'da.


Artık kendi kendimi tarş ediyor ve cepte 20 dolar kaldı diyordum.


Zira inanılmaz parasızlık yaşıyorduk.


Aylarca maaş alamıyorduk.


2008 krizi yaşanıyor ve gündüzleri pizza dağıtıp akşamları sohbete gidiyorduk.


Şimdi bakınca çok tatlı yıllar o yıllar, ama o zamanlar gerçekten çok sıkıntılar yaşamıştık.


Yine biz şanslı idik, zira bekar idik.


Evli olan arkadaşların da durumu bizim gibi idi.


Maaş alamıyorlar ve ev sahipleri evden atacaklarını söylemişti.


Neden anlattım bunları.


Bu gün bizim geçmişte yaşadığımız bu sıkıntıların daha fazlasını Türkiye'de yaşayan kardeşlerim yaşıyor.


Hizmet Hareketi'nde bulunan insanların hayatları hep imihan ve çile ile geçiyor ve geçecek.


37 yıllık hayatımın, 27 yılı bu hareketin içinde geçti.


Rahat olduğum günü hatırlamıyorum, çok şükür hiç şikayetçi olmadım.


Rabbim bir daha bir ömür verse ve yine bilsem ki aynı sıkıntıları yaşayacağım, yine bu hayatı seçer, bu sıkıntılar yaşadığım kardeşlerimle beraber olmayı tercih ederdim.


Biz peygamberin, müminler bir vucüd gibidir, o vücudun bir yeri ağrıdığında, tüm vücud o ağrıyı hisseder dediği bir anlayışla büyüdük.


Şuan Türkiye'de kardeşlerim, hapishanelerde, işkencehanelerde zulüm altında inlerken, anneler çocuklarından koparılırken, babasız, annesiz çocukların feryatları göğü inletirken zannediyor musunuz ki bir buralarda rahatça yaşıyor ve mutlu bir hayat yaşıyoruz.


Vallahi yüreğimizde her okuduğumuz mesaj, okuduğumuz her mağdur hikayesi, okuduğumuz her operasyon ile gözaltına alınma haberi birer hançer olarak saplanıyor.


İştihamız kaçıyor, çocuklarımızın yüzüne bakarken o masumların yüzleri gözümüzün önüne geliyor.


Geceleri uykumuz kaçıyor, ne yapabiliriz diye hafakanlar yaşıyoruz.


Seccadelerimize göz yaşı döküp, ne olur Allah'ım sen yardım et, sen bu zulmü bitir diye inliyoruz.


Elimizden ne gelir diye bazen kafamız karıncalıncaya kadar, fikir çilesi çekiyoruz.


Elbette bu bizim yaşadıklarımız, Türkiye'de zulümle inleyenlerin çektiklerinin yanında devede kulak kalır.


Bunları anlatmamdaki amaç, ne yaşadıklarımı anlatma, ne de başka bir şey.


Anlatmamdaki amaç, Türkiye'de zulüm altında yaşayan kardeşlerimin, bizlerin onları asla unutmadıklarını bilmelerini istememdir.


Şu sıralar kardeşler arasına, zengin ve hali bakti yerinde olanlar yurtdışına kaçtı, sizin gibi garibanları burada zulme terkettiler diye nifak sokulmaya çalışılıdığını görüyorum.


Bazı kardeşlerimin de bunu direk söylediklerine şahit oluyorum.


Bu doğru değil.


Biz, yurtdışında yaşayanlar çok öncelerde geldik buralara.


Kimsenin olmadığı ülkere gidin dediler, gittik.


Afrika'nın sıcağında yanarken, haydi Sibirya'nın soğuğunda kavrul dediler, itiraz etmeden oralarada gittik.


Türkiye'de olan kardeşlerimiz biz oralara gidince maddi olarak bizleri destekledi, sıkıntılarımızı anlatılınca gözyaşı döküp dua ettiler.


Bize hep destek oldular.


Şimdi siz kendi yurdunuzda gurbet yaşıyorsunuz.


Biz hicrette vatan edindiğimiz ülkelerde nisbeten rahat yaşarken, sizler kendi vatanınızda bir parya hayatı yaşıyorsunuz.


Bu gün size dualarıyla, gözyaşlarıyla, maddi olarak yardımlarıyla destek olma, sahip çıkma zamanı bize geldi.


Ve emin olun, kardeşleriniz sizin için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyor.


Eksikliklerimiz elbette var.


Yetişemediğimiz, gücümüzün yetmediği çok yer oluyor.


Ama rabbim niyetimizi biliyor, yaşadıklarımızı da biliyor.


Sakın kardeşlerim sakın bu düşüncelere girmeyin.


Ve sakın sizleri terkettiğimizi zannetmeyin.


Kader-i ilahi böyle tecelli etti.


Bizi düşmanın attığı taş değil, dostların ve kardeşlerin atacağı gül incitir.


Bizi bu saldırılar değil, aramıza girecek olan nifak bitirir.


Bizi zulümler susturamaz ama, kardeşliğimizde açılacak gedikler susturur, lal eder.


Hep aklımızdasınız, dualarımızdasınız, yüreğimizdesiniz.


Elimizden ne gelirse yapmaya çalışıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz.


Ne olur bundan emin olun.


Biz kardeşiz, acınız acımızdır, derdiniz derdimiz.


Sizleri Allah için seviyor ve sizin için buralardayız.